Geçmişin derinliklerine sarkan Masonluk, yeraltı ve yerüstü güçlerin etkileşimiyle büyüyen ve tarihsel dönemeçlerde kendini yeniden kuran bir yapılanmadır. Kaynaklar, Çin’den Ortadoğu’ya, Eski Yunan’dan Mısır’a ve Avrupa’nın şövalye tarikatlarına uzanan geniş bir yelpazede tartışılır; ritüeller ise eski öğretilerin izlerini taşıyan bir kolaj halinde görülebilir. Ancak uzun yıllar boyunca yoğun bir şekilde gizli kalan bu gelenek, 1390 Regius el yazmasıyla sınırlı kayıtlar zincirine kadar uzanır ve başlangıç noktalarını kesin olarak ortaya çıkarmayı güçleştirir.
İlk Masonlar’ın kökenleri, Hz. Süleyman Mabedi işçilerinin dönemeçleriyle ilişkilendirilse de, bu işçilerin öncesinde de benzeri görevleri üstlenen topluluklar bulunmaktaydı; dolayısıyla kökenler daha eskiye uzanır. Mason kelimesinin kökeni ise işçilik mesleğini tanımlayan bir terim olarak karşımıza çıkar: taş ustası, inşaatçı ya da duvar örücüsü anlamlarına gelen bu unvan, zamanla özgür bir sınıfı ve bazı toplumsal ayrıcalıkları ifade eden bir kimlik olarak genişledi. Günümüzde bazı dillerde bu terim, yalnızca duvar örme becerisini ima eder durumda kalmıştır.
Bu bağlamda, özgürlük ve kalfalık kavramlarıyla bağlanan Masonluk, ustalar ve onların yardımcılarıyla birlikte yetişen çırağları da kapsayan bir geleneği temsil eder. Tarihsel olarak bu yapı, inşaat ustalığının sırlarını koruyan bir toplumsal düzenin simgesi olarak değerlendirildi. Orta Çağ boyunca bu gelenek, yalnızca simgesel öğretilerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda pratik bilgi ve mesleki becerileri de kuşatma altında tuttu.
Masonluğun günümüzdeki tanımı, Rönesans ile Reform hareketlerini takip eden Aydınlanma Çağı’nda netleşen bir kültür ve düşünce sistemi olarak şekillendi. Akılcılık, bilimsellik ve insanlığın ilerlemesine katkı veren bir üstyapı olarak görülür; bu yapı, tarih boyunca insanlık birikimini ve bilgi dostu geleneğini desteklemiştir. Bu büyük süreçte Masonluk üç ana evreyle özetlenir: Antik Çağ ve Öncesi—“Masonluğun Eski Kaynakları” olarak adlandırılan dönem, hem spekülatif yazılımları hem de mesleğin kökenlerini barındırır; Orta Çağ ve Ertesi—“Operatif Masonluk Dönemi” olarak bilinir ve başlıca yapıcılık mesleğinin pratik yönlerini kapsar; 18. yüzyıldan Günümüze—“Spekülatif Masonluk Dönemi” olarak adlandırılan bu etap, bugünkü Masonluğun temelini oluşturan düşünce ve kurumsal yapıların oluşumunu ifade eder. Yaklaşık son yüzyıllarda Masonluk tarihçileri, 1717’de İngiltere Büyük Locası’nın kuruluşu öncesi dönemi belgelere dayalı olarak incelemeye devam ederler ve bu çalışmalar, geleneksel anlatılarla kanıtlar arasındaki farkları daha belirgin hale getirir.