Uzun yıllar Kartacalıların çocuklarını kurban ettiklerine dair inanç, pek çok kaynakta yalnızca efsane olarak kalmıştı. Ancak uluslararası bir ekip tarafından kaleme alınan yeni bir çalışma, bu iddiaların arkasında yatan gerçeklerin daha karmaşık olduğunu öne sürüyor. Yunanistan ve dünyanın farklı üniversitelerinden akademisyenler bu çalışmada, Kartaca’da çocuk kurbanı geleneğinin tanıkları ve arkeolojik bulgular üzerinden yeniden ele alındığını belirtiyor.
Çalışmada, Kartaca’nın bebek ve çocuk ölümlerinin, eski bebek mezarlarının sıradan bir cenaze töreninden çok daha farklı bir anlama sahip olduğuna dair tartışmalar yürütülüyor. Oxford Üniversitesi Klasikler Fakültesi’nden Dr. Josephine Quinn, Kartacalıların bu tür inançları irdelerken, Yunan ve Romalıların onları karaladığına dair görüşlerin temelinde 18. ve 19. yüzyılların tarihsel yorumlarının yattığını, bugün ise bu yorumları sorgulamamız gerektiğini ifade ediyor.
Röportaj niteliğindeki açıklamalarda, Kartaca’nın şehir devleti olarak Tunus kıyılarında, Fenike kökenli bir koloni olduğu ve Romalılar tarafından yıkılıncaya kadar varlığını sürdürdüğü hatırlatılıyor. Kartaca’da çocuklar için adanan törenlerde kullanılan alanların sadece Tunus’ta değil Sicilya, Sardunya ve Malta’daki Fenike kolonilerinde de uygulandığına dair bulgular paylaşılıyor. Ebeveynlerin, çocuklarının cesetlerinin üzerine konulan taş levhalarda “sesimi duy ve beni kutsa” ifadesine yer verdiği belirtiliyor.
Arkeolojik alanlarda yeni doğan veya genç ölen çocuklar için mezarlıklar olduğu yönündeki varsayımlar ile hayvan kalıntılarının benzer biçimde ele alınması, bu ritüelin motivasyonunu anlamaya çalışan ekip için önemli bir tartışma konusu olarak öne çıkıyor. Quinn, çocukların ölümü ile duaların cevap bulmasının neden bu şekilde ilişkilendirildiğini kuramsal olarak ifade etmeye çalışırken, ritüelin arkasındaki toplumsal dinamikleri anlamanın zor olduğunu vurguluyor. “Bir çocuğun ölümünün nasıl bir yanıt olarak değerlendirildiğini görmek, o dönemin inanç dünyasını anlamaya yardımcı olabilir” diyen Quinn, modern yorumsuzluk yerine tarihsel bağlamı dikkate almanın gerekliliğini anlatıyor.
Çalışmanın ana mesajlarından biri, çağdaş Yunan ve Romalı yazarların ritüeli tek bir nedenle açıklamaya çalıştığı yönündeki algıların, aslında arka planda yatan toplumsal ve dini dinamikleri göz ardı ettiği yönünde. İnsanların, 2500 yıl öncesine dair bakışlarını bugüne taşıyarak, o dönemle ilgili “gerçek”i yeniden kurmaya çalışması gerektiği görüşü öne çıkıyor.
Dr. Quinn’in açıklamalarına göre, Kartaca’nın Atina ve Roma’nın gölgesinde kaldığı, bugün unutulmuş bir şehir olduğu doğrudur; fakat bu tür ritüellerin incelenmesi, koloninin neden o konumda bulunduğunu ve yöresel inançların bugün nasıl algılandığını aydınlatabilir. “Bu tür olayları birkaç ölçekte kabul etmek, o dönemde insanların yaşam biçimlerini ve dini pratiklerini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir” diyen Quinn, çocuk kurbanı fikrini tamamen reddetmek yerine, gerçeğe yaklaşmanın daha doğru bir yaklaşım olduğunu belirtiyor.
Not: Haberin kaynağı ve yazarı: Ebru Ertural.